Edebiyatın tanımı,Muhtevası,Konusu...

 

                                   Edebiyat; Tanımı, Konusu, Muhtevası, Metodu


Edebiyat kelimesi ,esas şekliyle “edebiyyat” şeklindedir ve Arapça “edeb” sözünden gelmektedir.Kelimenin sonunda bulunan “iyat” kısmı iki ayrı ekten gelmektedir. “î” eki,Arapça’da aitlik bildiren bir ektir.”yat” kısmında bulunan “at” ise çokluk ifade eden bir ektir.
Edebiyat kelimesi bizde,bugünkü manasıyla 19.yüzyılın sonlarından itibaren kullanılmaya başlanmıştır.Bu zamana kadar edebiyat kavramını “şiir” ve “inşa” gibi iki ayrı kelime karşılamaktaydı.Bunun dışında edebiyatın daha ziyade kitabî teorik bilgilerini veren “ilm-i edeb”genel masıyla karşılaşmaktayız.
İnsan ve toplum hayatını yansıtan duygu, düşünce ve hayallerin söz ve yazı ile güzel ve etkili bir şekilde anlatılması sanatına edebiyat denir
İnsan, duyduklarını, düşündüklerini, gördüklerini, bildiklerini, beklentilerini başkalarına anlatmak ihtiyacı duyar. Birlikte yaşanan veya uzakta bulunan insanlara, gelecek nesillere, duygu, düşünce ve hayallerini anlatmak bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı gidermekten kendini alamayanlar, sözlü veya yazılı kompozisyonlar meydana getirirler. Kompozisyon meydana getirme işi, bazen söz ile bazen yazı ile olur. Öncelikle güzel ve hoş bir ifade kullanma kıstasını benimseyen yazılı ve sözlü kompozisyonlar, edebiyat eseridir. Edebiyat eserinin konusu, insanın kendisi veya duygu, düşünce ve hayalleri bakımından varlıklar dünyasına bakışıdır.
Resmin malzemesi boya, tuval, vb; mimarinin malzemesi, taş, çimento, demir, vb;musikînin malzemesi sesler... Mecaz başta olmak üzere dilin bütün imkânların, edebiyat eserinin malzemesini oluşturur.
Edebiyat, dile bağlı bir sanattır. Edebiyat,duyguların, hayallerin ve düşüncelerin, heyecan verici, ilgi artıncı bir dille anlatılması sanatıdır. Bizim duygularımızı terbiye edecek, zevkini geliştirecek, yeni ufuklâr kazandıracak daha iyi ve .daha güzeli yakalamak için tutulan yollar, edebiyatta tür ve üslûplara yol açar.               

                                      Türk Edebiyatı'nın
                   
Devirlere Ayrılmasında Kullanılan Kıstaslar


Türk Edebiyatı kavramı, Türk milletinin meydana getirdiği sözlü ve yazılı edebî eserlerin bütününü ifade eder. Türk milletinin çok eski ve zengin bir edebiyatı vardır. Çok geniş bir coğrafyada yaşamakta olan Türk milleti, özellikle 13. yüzyıldan sonra, farklı edebî oluşumlara sahip olmuştur. Ortak değerleri işlemekle beraber, coğrafya ve "şive"lerin edebî incelikler kazanması, 14. yüzyıldan sonra belirginleşir.
Millet hayatı ile edebiyatın sıkı ilişkisi vardır. Bir milletin coğrafi, iktisadî ve sosyal yapısındaki gelişmeler, o milletin edebiyatına yansır.Her toplum, tarih içinde, bazı değişmelere uğrayarak yaşayıp gider.Türk milleti de, çeşitli ülkelerde, farklı devletler kurarak tarih içinde devam etmiştir. Bu devamlılık, gelişerek değişme, değişerek gelişme anlayışına uygun düşer.Kültürümüzdeki olumlu ve zenginleştirici değişmeler, edebiyat hayatımıza yansımıştır. Bu değişmelerden bazıları,büyük farklılıklara yol açacak güç ve ölçüdedir. Bu farklılaşmalar edebiyatımızın çeşitli devrelerinin değişik isimlerle anılmasına sebep olmuştur.
Türk Edebiyatı'nın çeşitli devrelere ayrılmasında esas alınan kıstasları kısaca açıklayalım:


1.Dil Anlayışı ve Dil Coğrafyası:


Edebiyatın temel malzemesi dildir. Dil, edebiyatın temel taşıdır. Dil canlı bir varlık olduğu için,zamanla bir takım değişikliklerin olması kaçınılmalıdır.Bu değişikliklere edebiyat eserlerinde çok açık şekilde görülür.
Türkler geniş bir coğrafyaya yayıldıkları için, dilleri de bölgelere göre az-çok farklılık gösterir. Değişik bölgelerdeki göstergesi dil olan kültürel farklılıklar, dil coğrafyasını ortaya çıkartır.
Türk Edebiyatı'nın devrelere ayrılmasında mühim unsurlardan biri dildir.Günümüzde yedi ayrı şive, iki de lehçe ile Türkçe edebî eserler verilmektedir.


Lehçe,bir dilin ayrılma zamanı kolayca belirlenemeyen bir tarihte, ana dilden koparak, fonetik (ses bilgisi), morfolojik (kelimelerin şekil ve oluşumunu konu edinen bilim)
ve sentaks (cümle bilgisi) bakımından farklılaşmış hâlidir. Türkçe'nin Saha (Yakut) lehçesi ve Çuvaş lehçesi vardır.
Şive, bir dilin belirlenebilen bir tarihte ana dilden ayrılarak,gerek fonetik,gerek morfolojik, gerekse sentaks bakımından diğerlerine oranla az-çok farklılaşmasıdır: Özbek şivesi,Kırgız şivesi,Kazak şivesi vb.
Gerek lehçeler, gerekse şiveler, edebî diller halinde yaşayıp gitmektedir. Aynı alfabe kullanımı ile kültür ilişkilerinin artması edebî dilleri yakınlaştırabilecektir.


2.Kültürel Farklılaşma: Edebiyat, kültürel değerleri dil ile ifade eden bir sanat dalıdır. Kültürel değerlerin gelişmeleri ve değişmeleri edebiyata yansır.
Türklerin bozkır kültürü ile yerleşik hayata geçtikten sonraki kültürleri arasında farklar vardır. Sözlü bir kültürden yazılı bir kültüre geçiş edebiyatı zenginleştir-miştir.İslamiyet'in kabulü ile Türklerin kültür yapısında bazı değişiklikler olmuştur. Orta Asya'dan Batıya göçler de, yine kültür değişmelerine yol açmıştır. Batı ülkeleri ile savaşlar veya serbest ilişkiler sonucunda da, kültür yapımızda bazı değişiklikler meydana gelmiştir. !
Bu değişiklikler de, edebiyatımızın devrelere ayrılmasında esas alınan kıstaslardan biri olmaktadır.
3.Dinî Hayat: Din, hem tek başına kişiyi, hem de toplum hayatını etkileyen ve biçimlendiren inançlar, davranışlar sistemidir.
Din,toplumun sosyal yapısını etkileyen önemli bir faktördür. Kaynağı dindenalan değerler ve kurallar, toplumun düşünce yapısını, insana bakış açısını, ferdin zevk anlayışını değiştirebilir. Bu değişiklikler edebiyat eserlerine de yansır. İsa'nın doğumunun 840. yılından sonra Türkler İslamiyet'e küçük gruplar hâlinde girmeye başladılar. Edebiyat eserleri de, kabul edilen yeni din ile ilgili etkileri taşımaya başladı.
Ana yurt devrine ait edebî metinlerde, İslamiyet'in kabulünden önceki Türk dinlerine ait değer ve kurallar yer
alır. İslâm'ın kabulünden sonra, İslâm dini ile ilgili ortak konular ve motifler, edebiyatımıza taşınmıştır. İslâm
medeniyeti; edebiyat hayatımıza şekil ve muhteva bakımından katkılarda bulunmuştur. Türk Edebiyatı'nın devrelere ayrılmasında dinî hayalın da önemli bir rolü olmuştur.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !