DERS ALMALIYIZ....
MERHABA ARKADAŞLAR...
YERYÜZÜNDE ŞU SON ZAMANLARDA NE UTANÇ VERİCİ OLAYLAR YAŞANIYOR.ALLAH-U TEALA SONUMUZU HAYREYLESİN.NE UTANÇ VERİCİDİR Kİ "-HAYVANDIR AKLI YOKTUR." DEDİĞİMİZ VARLIKLAR BİLE BİZE SEVGİYİ,ŞEFKATİ,BİRLİK ve BERABERLİK DUYGUSUNUN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU DİLLERİ DÖNMEDEN ANLATMAYA ÇALIŞIYORLAR AMA NAFİLE BİZ İNSANOĞLU ANLAMIYORUZ PARDON AN-LA-YA-MI-YO-RUZ ACABA KİM İNSAN KİM HAYVAN...
tevazu...
Ahmed Rufai diye büyük bir alim, bir gün talebelerine:
- İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin, dedi.
Öğrencilerden biri:
- Efendim, sizde büyük bir ayıp var, diye cevap verdi.
Ayıbını talebesine soracak kadar kendini aşmış bu mütavazi insan hiç kızmadı, talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi, belki sadece ayıbından kurtulabilmek ümidiyle sordu:
- Söyle dedi, kardeşim, o ayıbım nedir?
Talebe gözleri dolu dolu:
- Bizim gibilerin size talebe olması, dedi.
Bu söz gönüllere çok tesir etmiş, sohbette bulunan herkes ağlamaya başlamıştı. Ahmed Rufai de ağlıyordu. Bir ara sadece;
- Ben sizin hizmetçinizim, ben hepinizden aşağıyım diyebildi.
Evet, keşke insanlar tabi olanlara bakıp, tabi olanlarda, tabi olunanı aramasalardı... Zira hem dün, hem bu gün o altın halkayı temsil eden büyüklerin etrafındaki insanlar, ne denli nezih olurlarsa olsunlar, onları gösterebilmekte çok acizdirler. Bugün dahi, bir büyük gönül erinin yanına gelip giden insanlar; idareciler, gazeteciler, din adamları, "Talebelerinin ufku hocalarının çok gerisinde." demektedirler. Zaten, o cevher farkıdır ki, sair madenleri kirlerinden arındırır.
KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001
FATİH'İN HALKINI İMTİHANI
Fatih Sultan Mehmet istanbul'u fethetme plânları yapıyordu. Daha henüz 21 yaşında bulunan hükümdar, İstanbul'un fethine girişmeden önce, halkını imtihan etmek istemişti. Sabahın erken saatlerinde tebdili kıyafet ederek, Osmanlı'nın başşehri olan Edirne'de çarşıya çıktı.
Çarşının bir tarafından girip, alış veriş yapmaya başladı. Birinci dükkâna varıp birşey aldı. İkinci bir şey istediğinde dükkân sahibi vermedi. Fatih'i tanımıyordu dükkân sahibi. Fatih Hazretleri mal olduğu halde neden vermediğini sordu.
Adam:
-Ben sana bir şey satmakla sabah siftahımı yapmış oldum, ikinci alacağını da karşıdaki dükkândan al. Çünkü o henüz siftah etmemiştir, dedi.
Fatih memnun olmuştu. Öbürüne vardı, bir miktar mal aldı... İkincisini istediğinde o da vermeyip komşu dükkâna gönderdi. Böylece Hazreti Fatih koca çarşıyı baştan sona kadar dolaştı... Hepsinde aynı mukabele ile karşılaşmıştı.
Aldıkları erzakı, medresede ilim tahsil eden talebelere gönderdi, kendisi de saraya gelip Allah'a şükür secdesine kapandı ve şöyle dedi:
— Ya Rabbi sana hamdolsun... Bana böyle birbirini düşünen millet ihsan ettin. Ben bu milletimle değil Bizans'ı, dünyayı bile fethederim, dedi ve istanbul'un Fetih planlarını hazırlamaya başladı.
51 gün süren muhasaradan sonra Bizans, Akşemseddin Hazretlerinin de bizzat iştirakiyle fetholunmuştu. İstanbul fetholunduktan sonra, Osmanlı imparatorluğunun merkezi Edirne'den İstanbul'a taşındı.
hayat ve ders
Hayat Notları
DEVAMI GELECEK....
iş kazası
inşaat ustası
Buna kesinlikle gözlerinizden yaslar gelinceye kadar
güleceksiniz. Lütfen
sonuna kadar okuyun. Bu olay gerçek hayatta olmuş ve basına
yansımış bir
olaydır.
Büyükşehir Belediyesi Kuruluşlarından KİPTAŞ'ın Genel Müdür
Yardımcısı Emin Batur'a, şantiyelerden birinde meydana gelen bir
kaza sonunda kazaya maruz kalan duvarcı ustasının yazdığı tutanak:
İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu
yeterli
görmeyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda
hastanede yatmama
neden olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur:
Bildiğiniz gibi ben bir duvarcı ustasıyım.
İnşaatın 6. katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla
artmıştı,
yaklaşık 250 kg. kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları
aşağıya
indirmek gerekiyordu. Aşağıya indim bir varil buldum, ona
sağlam bir ip
bağladım, 6. kata çıktım ipi bir çıkrıktan geçirip ucunu
aşağıya salladım.
Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili 6 kata çıkardım.
İpin ucunu
sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün
tuğlaları varile doldurdum.
Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle
birlikte birden
kendimi havada buldum. Nasıl bulmayayım ben yaklaşık 70
kiloyum. 250kg lik
varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve
şaşkınlıktan
ipi bırakmayı akil edemedim. Yolun yarısında Dolu varille
çarpıştık. Sağ
iki kaburgamın burada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı
çıkınca 2 parmağım
iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarımda bu sırada
kirildi. Bu esnada
yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı.
Varil
hafifleyince bu sefer ben aşağıya inmeye varil yukarı çıkmaya
başladı ve
yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval
kemği de bu
sırada kirildi. Can havli ile ipi bırakmayı akil ettim.
Başımı yukarı
kaldırdığımda bos varilin süratle üzerime geldiğini gördüm.
Kafatasımın da
böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede
açtım.Cenabı
Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını
diler, hürmetle
ellerinizden öperim.
Duvarcı Ustanız OSMAN
« Önceki :: Sonraki »




